Modası geçmiş şeylerden biri de blog yazmak sanırım. Artık internet denilince akla YouTube geliyor. İnsanlar bir şey öğrenmek istediği zaman oraya yazıyorlar. Orayı özel kılan, aranılan bilginin özetinin geçilmiş olması ve güzel bir kurgu ile bilirkişi tarafından anlatılan videolardan oluşmuş olması hepimizin kurtarıcısı oluyor. Ama ben de internette var olmak için en azından blog yazmaya denemeye karar verdim.
Başlarken sonsuz internet trafiğinde yer bulamayacağımı biliyorum. Bir kişi bile tıklamayacak bu bloga. Peki neden yazıyorsun diye soracaksınız, muhtemelen. İşin komiği kimse sormayacak, ama biz yine sormuşlar varsayıp cevap verelim. Bu hayatta gelmek, ulaşmak istediğim hedeflerim var. Çok geniş bir yelpazeden oluşuyor. Bunun en büyük sebebi araştırdığım şeyleri eyleme dökmeden yeni şeyler araştırmak. Hoşuma giden bir şeyi yapmak yerine başka şeyler araştırıyor ve hoşuma gidebilecek başka şeyler buluyorum.
Tabii burada bahsettiğim hedeflerim ilgi alanlarım değil. Bir iş kurmak istiyorum ve bu işi yaşamak da istediğim bir ülke olan Amerika'da yapmayı çok istiyorum. Amerika konusunu belki başka bir yazımda paylaşırım. Yaşamak istediğim ülkeden bahsettiğime göre en çok gezmek ve vakit geçirmek istediğim ülke ise Japonya. Shibuya ve Yoyogi parklarında uzanıp biraz kitap okuduktan sonra uyumak. Çimenlerin üstünde egzersiz yapmak. Belki yoga yapmayı deneyebilirim. Çılgın metropollerini gezmek. Tatlı ve tuzlu atıştırmalıklarını denemek. Haşlanmış yumurtayı çok sevmesem de Udon yemeğini denemek. Geleneksel kimonolarını giyerek festivallere katılmak ve Japonların en sevdiği şeylerden biri olan havai fişek gösterilerini izlemek. Ya da Fuji dağı manzaralı teleferiğe binmek. Tapınaklara çıkan yüzlerce basamaklı merdivenleri tırmanmak.
Yapmak istediklerim sadece gezmek istediğim yerlerden oluşmuyor. Ya da yukarıda sadece bir iş kurmak istiyorum dedim, ama nasıl bir iş modeli olduğunu söylemedim. Bunlar başka bir yazımın konusu olsun. 3 ay sonra 20 yaşına gireceğim. Bakalım hayat bizi nerelere götürecek. Burayı oluşturmamın en büyük sebeplerinden biri de bu. Ben tırmanmak istediğim yerlere tutunacak yer oluşturmak için tırnaklarımla kazarken neyi, neden ve nasıl yaptığımı paylaşmak ve benden sonrakilere bir rehber oluşturabilmek. Şu an hiçbir anlam ifade etmese de ben istediğim konuma ulaştıktan sonra bu blog da trafik alacak ve geçmişten gelen seslenişler ve duygular gelecekteki insanlara aktarılacak. Medeniyet de bu sayede gelişmedi mi zaten? Fani hayatlarımızda bir şeyler öğrendik ve onu sonraki nesillere aktardık. Onlar bizim zorlanarak edindiğimiz bilgileri daha iyi noktalara getirdiler ve onlar da zorlanarak bizim bulduklarımızın dışında yeni bilgiler buldular. Her nesil geçmişi tamamlayan ve geleceği şekillendiren bir nefer oldu.
Bazıları bu hareketin bir neferi olmadı ve olmak zorunda da değildi. Hayatın tadını çıkarıp dümdüz yaşayan insan da oldu. Geçmişi tamamlamayıp geleceğe şekil vermekle uğraşmayan insan da oldu. Bu dünyaya zarar vermediğin sürece ne yaptığının pek bir önemi yok. Senin koymadığın bir taşı bir başkası da koyabilir. Ama vereceğin zararların boyutu çok büyük olabilir. Çünkü zor olan yıkmak değil yapmaktır. Zorlandığın için 1 taşı koyamazken kolay bir şekilde koca duvarı yıkabilirsin. İyi bir ebeveyn olmayıp bir çocuğun hayatını zehir edebilirsin ve o da kötü yetiştiği için bir katil ya da cani bir diktatör olabilir mesela. Tek sebebi senin kötü ebeveyn olman olmayabilir, o bambaşka bir konu.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder