26 Eylül 2024 Perşembe

Bir yılda çok şey oldu

    Bir yıldır buraya yazı yazmıyorum. Stajı Antalya / Manavgat Süral Hotels turizm işletmeciliğinde bitirdim. Kuruma bağlı 4 otel, 1 içecek fabrikası ve sera var. Tüm bu kurumların bilgi işlem departmanı bir ve o departmana stajyer olarak girdim. Stajım bitti ve bilgi işlem elemanı olarak çalışmaya başladım. 1 ayı da bu şekilde doldurdum. 3 gün sonra Kayseri Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı 2. sınıf eğitimime kaldığım yerden devam edeceğim. Geçen sene orduevinde kaldım. Kayserinin merkezinde  Hunat Hatun tramvayından indiğinizde 1 dakika yürüyerek ulaşabilirsiniz. Bu sene de orada kalacağım. İyisiyle kötüsüyle hatalarıyla doğrularıyla bir şekilde 1 sene yaşadım orda ( 12 ay değil tabi yazın orada değildim )

Bilgi işlem elemanı olarak saha koordinasyonu, sahada amelelik, ufak montaj işleri, ve sorunların çözümünde az da olsa destek elemanlığı yapma gibi işlerde bulundum. Hiç çalışmadığım mesailerim de oldu çok çalıştığım mesailerimde. Hele yeni depo yapımı için büyük raf yapıldığında marangozun elemanı olmadığı ve rafın da acelesi olduğu için marangoza yardım için gittiğim 1 gün beni bitirdi. Normalde işte yorgunluk bana koymaz 12 saat çalışır canım isterse üstüne spor yaparım ( yaptım daha önce ) ama o gün hayatımın en yorucu günlerinden biriydi hem iş zordu hem de hastaydım. Sakın marangoz olmayın!

Cisco serverler, cat6 kablolar rj45 konnektörler arasında dolaştım durdum. Bazen de tüm gün oturdum. Müdürüm Burak Taşkan çok iyi bir insandı. Ölene kadar anılarımda iyi hatırlayacağım biri. Mert ile pek anlaşamadık ara ara didiştik ama günün sonunda bunlar unutulması gerekecek kadar küçük şeyler umarım hayatta istediğini bulur. Aynı şey Bedirhan ve Oğuzhan için de geçerli. Hepsi benden yaşça büyükler. 

Bu önümüzdeki haziran sonunda vize başvurusu yapacağım. Bu ay almanca çalışmalarımı ilk amaç olarak almam gerekiyor. Goethe sertifikası almalıyım. Gym konusunda da hiç yazı paylaşmadığım süreçte iyi ilerledim 3 ay yaptım ama 3 aydaki gelişimimi herkes taktir etti şaşıran da oldu. Kısa zamanda çok güç kaybettim beslenmem düşük kalorili olduğu için yağ oranım da düştü ama kas da kazandım ve güzel bir fiziğe ullaştım en azından ilk adım olarak başarılıydı. 130 kilo deadlift yaptım 75 kilodayken deadlift çalışmama rağmen. 75x1 bench yaptım. 110 kilo squad yaptım. Kiloma ve süreme göre başarılı kabul ediyorum ve ediyorlar. Yazın hiç gyme gidemedim ve güç, kilo ve su kısacası form kaybı yaşadım. Ama 5 haftada eski formuma ulaşacağım bu sefer 3 ay sürmeyecek ve düzenli devam edeceğim çözdüm işi daha gidiyoz basıyoz besleniyoz uyuyoz gün bitiyo zaten.

Belki sonra bir yazı daha yazarım ama şimdilik bu kadar.



20 Ağustos 2023 Pazar

Yakın tarihli hedefler ve Hayallerin çeşitli dallanmaları

 Aslında bunu direkt madde madde yazabilirim.

Üniversite tercihleri açıklandı:
-Üniversiteye kayıt olunacak.
-Yurt başvurusu yapılacak (Özel yurt olacak. Vakıf ve derneklerin canı cehenneme. KYK'da berbat.)

Kalacak yerimiz ve okulumuz belli olduğuna göre ilk derse giriş yapmaya da hazırız. Bana kolay gelsin. Tabi bunlarla bitmiyor. Mesela okul başladıktan sonra öğrenci belgesi alacağım ve babam da bana yeşil pasaport çıkartacak. Bu aslında yapılacaklar arasından en çok önem verdiğim şey. En çok önem verdiğim kesinlikle bu. 

İkinci olarak da yarım sene oldu sayılır. Nedir bu dediğim. Sürücü kursuna gidip sürücü sınavı ve direksiyon sınavını geçip sertifika almıştım. Ama hala sertifikayı valiliğe götürüp parasını verip ehliyetimi almadım. Ehliyet ve pasaport ikilisini aradan çıkardığım zaman kendimi çok daha iyi hissedeceğim.

Yakın zamanda yapacaklarım bunlar. Bir de hayallerim var. Arkadaşımla birdahaki yaz tatilinde İsviçre'ye gitmek. Aslında orada işler yolunda giderse ve para kazanabilirsem Türkiye'deki okulu falan herşeyi bırakıp gezgin olabilirim direkt. Uzun konu aslında ama ucu çok daha güzel yerlere çıkıyor. O kadar ki hedeflerime beni en hızlı götürecek şey bu yol ama riskleri de fazla. Riskler umrumda değil. Kesinlikle almaktan zerre kadar korkmuyorum. Ama almamayı tercih edeceğim. Çünkü maceranın tadı dostlarla çıkar. Eğer arkadaşım da bu yola hevesli olsaydı eğlenceli olabilirdi ama onun kendi planları var. Yaz bitince Türkiye'ye dönüp Erasmus denemek istiyor. 

Bu yüzden İsviçre olayına amaç değil tatil olarak bakıyorum. Gidip kamp yapmayı planlıyoruz. Biraz da yiyecek yemek ve 3 5 kuruş birikim yapmak için para kazanmak. Eğer işler yolunda giderse bu benim ciddi manada ilk maceram olacak ve çok istekliyim bunun için. Yazın Almanya'ya akrabamın yanına gidip yaz tatilinde dil kursuna gitmek benim için en mantıklı yol olmasına rağmen 20 yaşına kadar hiçbir macera yaşamamamın verdiği sinir ve hüzün beni en mantıklıya değil en belirsiz ve heyecanlı yola itiyor. Yeşil pasaportun önemi şu. Tüm Avrupa ülkeleri neredeyse Türkiyenin tamamında bulunan Bordo pasaporta vize isterken Yeşil pasaporta vize istemiyorlar. Ben 4 yıllık okusaydım kesin yeşil pasaport alabilecektim ama 2 yıllık önlisans öğrencileri alıyorlar mı bilmiyorum. Kısa bir google araması yapınca bir engel görmedim ama alıyorlar diye bir yazı da görmedim. Gördüğüm şey gerekli belgenin öğrenci belgesi oluşuydu. Bu belgeyi de önlisans öğrencileri de alabiliyor diye biliyorum. Görünüşte bir engel yok. 2 ay içinde var mı yok mu öğreneceğiz.

Tabi arkadaşımın kendisi için en iyisini istemesi ona eşlik etmemdeki hevesimi biraz kırdı. İsviçre'de Almancamı yeteri kadar geliştiremiyorsam ya da kazandığım para beni motive etmiyorsa akrabamın Türkiye ziyareti bitip Almanya'ya döndüğünde onun yanına gidip kalan zamanda dil okuluna başvurabilirim. Tabi her türlü 1 ay İsviçrede arkadaşımla macerasına ortak olacağım. Eğer işler gerçekten güzel gidiyorsa macerasına tamamen ortak olacağım ve 3 ay sürecek. Bu arada macerası dediğime bakmayın benim de maceram. Bizim maceramız. Maceramız kötü gidiyorsa ama süreçten çok keyif alıyorsam yine buna değer diyerek 3 ay tamamen duracağım. Eğer macera başlamadan bittiyse ( Ülkeye alınmadıysak, ufak da olsa para kazanacak fırsat bulamadıysak. Bu tarz durumlar çok nadir olacağını düşünüyorum. Gidip denemedim olaylar nasıl işliyor bilmiyorum ama elin afganı dünyanın öbür ucundan tüm dünyaya virüs gibi bulaşabiliyorsa bizimde tatilde kampta yiyecek paramızı çıkarıp biraz para biriktirecek işi bulmamız zor olmasa gerek. Kendinden emin olmak güzel bişi ama yine de buraya bunu yazayım. ) Böyle bir senaryoda da mecbur ülkemize döneceğiz. En azından arkadaşım dönecek çünkü akrabam bana bakar bende işlerinde yardım ederim benim böyle bir imkanım var Almanya'da. Onun yok o yüzden o döner. Bende yaz tatili bitince dönerim okula.


Özetle sikimin keyfi tamamen. Ha macerama ortak olacak olsa ve isviçrede işler çok iyi gitse bir kaç bin euro biriktirebilsek ben okulu bırakıp Rusyaya 3 ay tatile giderdim ordan da kısa bir Avrupa turu yapardım. Bu kadar gezmekten sonra bir çok ülke pasaportuma damga vuracağı için pasaportum güvenli bir gezgin pasaportu olurdu. Bunu neden söyledim. Çünkü ülkemizin durumundan dolayı vize reddi çok çok fazla. Her ne kadar yeşil pasaport avrupa ülkelerine vizesiz gidiyor olsa da Amerika için malesef vize gerekiyor. Ülkemizin bu durumundan dolayı vatandaşlarımız çok fazla vize reddi yiyor. Ama benim pasaportum güvenli pasaport olacağı için çok yüksek ihtimalle kabul alacaktı ve turist vizesi alacaktım. Ordan da Amerika'da yine bir kaç ay kaçak çalışıp dil kursuna yetecek parayı biriktirdikten sonra dil okuluna kaydolur turist vizemi öğrenci vizesine çevirirdim ve Amerika'da yıllarca resmi şekilde kalacak vizem olurdu. Kalanı bana kalmış artık. Ana dilim seviyesinde ilgilizce öğrenebilirim. Comminity Collage'lerde üniversite eğitimi alabilirim. İş kurabilirim. Para biriktirip en son Japonya'ya yani asıl hedefime yelken açarım. Kalıcı ve resmi olarak. Bunlara imkansız gözüyle bakmanız normal. Eğer bakıyorsanız bu lafım size tabi. Çünkü matrixin bir kölesisiniz. Bende öyleyim. Ama ben işlerin nasıl işlediğini anladım. Bu dünyada korkaklar bir şey elde edemez. Her bilgi googleda da yazmaz. Bunu size hayata atılarak kanıtlayacağım vakti gelince. Bu da başka bir videonun konusu tabi. 

Yıllanmış düşüncelerdeki değişiklik

 

Merhaba arkadaşlar. Nasılsınız? Yine belli bir vakit geçti yine ömrümden ölen günlerin ardından bakıp ahlayıp vahlayıp yazayım dedim. Minik gelişmeler oluyor. Amacım ilerde başarıya ullaşırsam bu minik adımların beni nereye nasıl getirdiğini gösteren bir günlük incelemek. 

İki fotoğraf ekledim metine. Biri yks sonucum biri yksde yerleştirildiğim üniversite. "Yapmamayı tercih ettim" adlı yazımda sanırsam neden çalışmadığımı yazmıştım. Eğer yazmadıysam başka bir yazıda yazarım. Evet arkadaşlar 2 yıl mezuna kalmama rağmen çalışmadım ve muhtemelen bölüm birincisi olarak 2 yıllık Kayseri Üniversitesi bilgisayar programcılığına kaydoldum. Bu hayatımda belirli değişikliklere sebep olacak elbette ve bende size bunlardan ufak bahsetmek istiyorum.

ÖNCELİKLE tabiki önceliklerim ve gelecek planlarımda bir takım değişiklikler oldu. Vaktinde çalışmak yerine bu ülkeden nasıl taşınabilirim bunu düşündüğüm için googlelamama gerek kalmadan beynimdeki bilgilerle neler yapacağımı planladım. Daha doğrusu A'dan Z'ye her türlü senaryo kafamda var.

4 yıllık kazanabildim hemde bir sürü. Sadece mühendislik kazanamadım çünkü mühendislik baraj sıralaması ilk 300.000 kişi. Ben de bu sınavda 342.000 kişi oldum yani barajın altında kaldım. Barajın altında kaldığım için diğer bölümlere yönelebilirdim. Çünkü Almanya'da üniversite okumak için Türkiye'de 4 yıllık ve Almanya'da varolan bir bölüm tercih etmeliyim. Almanya'ya nasıl gideceğim yazımda anlatmıştım kaydırıp okuyabilirsiniz.

Tabi ben çocukluğumdan kalma isteğimi gerçekleştirmek istediğim için Bilgisayar Programcılığı bölümünü tercih ettim. Bilgisayar Mühendisliği ya da Yazılım Mühendisliğini malesef kazanamadım. Mühendislik hariç tonla bölüm olmasına rağmen ben çocukluktan kalan hevesimi çocukluğuma borç bildim ve 2 yıllık yazmaya karar verdim.


Türkiye Senaryosu: Eğer Türkiye'de okuyacağımı varsayarsak 2023 yılı için geçerli olan bir sistemden bahsedeceğim. Önlisans mezunları (2 yıllık üniversiteye gidenler) mezun olduktan sonra DGS ( Dikey Geçiş Sınavı) adlı sınava girerler ve bu sınavda yaptığı başarıya göre 3 ve 4. yıllarını ( kendim için konuşuyorum çünkü bilgisayar programcılığı okuyacağım ) mühendislik fakültesinde tamamlarlar. Yani bilgisayar programcılığı önlisansından mezun olup dikey geçiş yapan bir öğrenci bilgisayar ve yazılım mühendisliği başta olmak üzere bir çok bölüme geçiş yaparak 4 yıllığa tamamlayabilir. (Bölüm ingilizceyse hazırlık okuyup 1. sınıftan başlama durumları olabiliyor diye biliyorum tam emin değilim ama zaten bu durumu yaşamamak için türkçe bölüm tercih etmeyi düşünüyorum böyle bir senaryo ile karşılaşırsam.) Yani DGS sınavına girip 4 yıllığa tamamlayıp mühendis lisans diplomasıyla kariyerime başlayabilirim. O yüzden hiçbir endişem yok.


DGS sınavı: YKS'den daha kolay bir sınavdır. Çok daha az kişi girer ve kontenjanı da azdır. Özellikle bu sene DGS kontenjanları yanlış bilmiyorsam yarı yarıya azaldı. Yani X üniversitesi bilgisayar mühendisliği için 8 kontenjan açarken bu sene 4 kontenjan açmış. Türkiye'de öğrencilerin her sene çıtayı geçim kaygısı ve bir çok sebepten arttırdığını varsayarsak düşen kontenjan ve artan rekabet DGS sınavından çok daha kolay olsa da aynı zamanda çok da farkı olmadığını gösteren bir durumdur.

Kolaylığı sadece Matematik ve Türkçe ( Sözel mantık soruları da bu bölümdedir. ) olmak üzere iki dersten oluşmasıdır. Matematik ise sadece lise 9 ve 10. sınıf konularından ( TYT ile aynı konular ) oluşmasıdır. 11 ve 12. sınıf konuları yoktur. Bu DGS'yi çalışması daha kolay bir sınav yapar çünkü çalışırken dikkatini dağıtıp planlamanı zorlaştıracak kadar çok ders ya da konu yoktur. YKS biliyorsunuz böyle değil. Ama YKS sınavında 300.000 sıralama yaparken bile mühendislik kazanabilirken DGS'de ilk bir kaç bine girmeniz gerekmektedir. Bu etkenler iki sınav arasındaki zorluk ve kolaylıkların ne olduğunu gösteriyor.


Almanya Senaryosu: Türkiye'de önlisans bölümünden mezun olmuş bir öğrenciyseniz Almanya'da okuyabilirsiniz. Önlisans diploma mezuniyet notunuz ve Almanca dil sertifika seviyeniz önemlidir. Tekrar YKS sıralaması elde etmeye ya da DGS sınavına girmeye gerek yoktur. Türkiye'de üniversitede 1 en kötü 4 en iyi nottur. Önlisanstan mezun olduktan sonra mutlaka Almanya'da herhangi bir üniversiteden kabul alırsınız. Hiçbir sıkıntı yok. Ama yurt dışı muhabbetlerini biraz araştıran bilir ki özellikle Türkiye'nin şuanki berbat durumununda bir sebebi olan vize memurlarını ülkelerine okumak için gittiğinizi ikna etme durumudur. Kanun olarak böyle bir hakları olmamasına rağmen Türkiye'nin aşırı berbat durumu yüzünden yurt dışına artan aşırı göç ve iltica sebebinden dolayı bu davranışlarını filtre olarak geliştirmişlerdir.

Alman Konsoloslukları için önlisans diploma notunun 3.0 ve üstü yani 3-4 arası olan öğrencilerin başarılı gördüklerine dair bir kanı vardır. Benim hedefim önlisansta tüm derslerime ve sınavlarıma önem verip ortalamamı 3.5 civarı korumak. Açıkcası akademik birikimim önlisans bölümleri için fazla olduğunu düşünüyorum. Düşünmüyorum çünkü öyle. Bölüm birincisi olacağıma da emin gibiyim olursam söylerim zaten kendimi kanıtlamış olurum. Herneyse konumuza dönelim. Ortalamamı 2 yıl sonra önlisanstan mezun olduğumda ve Almanya yolunu tekrar denediğimde sorun yaşamamak için yüksek tutmaya çalışacağım.

Diğer etken de dil belgesi. Bu bir şart değil ama bu da yine vize memurlarının kendi geliştirdikleri bir filtresi. Kanunen böyle bir hakları yok aslında. Minimum A2 ama benim hedefim 2 yıl içinde B1 yapmak. Eğer ortalamam 3.5 olur ve dil seviyem B1 olursa kesinlikle gideceğimi düşünüyorum. Nedenini anlattım zaten anlamışsınızdır.

Tabi Almanya önlisans mezunu Türklere genel görüş Teknik Üniversiteler yönünde oluyor. Normal üniversiteler teorik ağırlıklı eğitim alırken teknik üniversiteler pratik ve ödev ağırlıklı üniversiteler oluyor. İkisi de tamamen denk ve birbirine diploma üzerinde hiçbir üstünlükleri yok ama kendi içlerinde birbirlerine karşı avantajları ve dezavantajları var. Akademik kariyer planlıyorsanız mesela normal üniversiteler daha uygun diye biliyorum ama özel sektöre yani çalışma hayatına adaptasyon konusunda en hızlı kitle teknik üniversite mezunu kitlesi.


Evet. Uzun bir yazı oldu. Hepsi aklımdaki bilgilerden ellerime dökülerek yazıldı. Hiçbir kopyala yapıştır yok. Google gibi adamım bu konularda :) Bu yazı güzel oldu bir kaç bahsetmek istediğim şey daha var ama gerçekten çok güzel bir bilgi yazısı olduğu için bu konuları bir dahaki yazıda belirtmek isterim.



12 Temmuz 2023 Çarşamba

Almanya'ya Nasıl Gideceğim

Süreç daha başlamadı ama bu yazı sürekli güncellenecek. Süreç içerisinde tecrübe kazandıkça günümüzde geçerli olan bilgileri buraya yazacağım. Bu yazılar ne zaman okunur okunur mu bilmiyorum ama bir ilham kaynağı olur belki.

Öncelikle üniversiteye başlamalısınız. Ondan sonra üniversitenizi dondurmalısınız. Üniversitenizden yerleşim belgenizi almalı ve o belgeyi Almancaya tercüme ettirmeli ve denkliğini almalısınız.

Almanya'da Türkiye'de okuduğunuz bölümle aynı alanda bir bölüm ve üniversite tercih edip başvurmalısınız. Okuldan 2 türlü kabul çıkabiliyor. C1 dil sertifikanız varsa doğrudan kabul ile eğitime başlayabiliyorsunuz. Eğer C1 sertifikanız yoksa diğer bir seçenek olan Şartlı Kabul denilen bir olay var. Üniversite'ye başvuruyor ve şartlı kabul de alabiliyorsunuz. Bu ne demek? Üniversite sizi öğrenci olarak kabul etse de eğitime başlayamıyorsunuz. C1 almak için 2 yıl hakkınız oluyor. Bu 2 yılı Almanya'da eğer vize alabilirseniz geçirebiliyorsunuz.  Şartlı kabul almayı hedefliyorum çünkü önceki yazımda bahsettiğim gibi A2 Almanca sertifikası için çalışıyorum. C1 Almanca anadil seviyesi ve onu Türkiye'de yapacak ne zamanım ne de isteğim var. 

Almanya' da şartlı kabul aldığınız belgeyi de alıyorsunuz.

Lise diplomanızın denkliğini alıyorsunuz. 

YKS sonucunu Almanca'ya çeviriyorsunuz ( sanırım )

Sağlık sigortası ve Almanya'da ikamet edeceğiniz yeri ayarlıyorsunuz. ( sanırım )

Almanya'da bir dil okulu ayarlıyorsunuz. ( sanırım )

A1 ( Üstün bir başarınız yoksa tavsiye edilmez )

A2 ( Ortalama bir öğrenciyseniz önerilir )

B1 ( Ben Almanya'da okuyacağım arkadaş! )

Bu dil seviyeleri şart olmamakla birlikte vize memurlarının dikkat ettiği ve madem Almanya'da okumak istiyorsun insan giriş seviyesi dil öğrenir oraya gittiğinde nasıl anlaşacaksın insanlarla öğrencinin işi öğrenmek sen buna bile tenezzül etmemişsin dedirtmemek için Almanya'da okumak isteyen herkesin Almanca sertifika aldığı bir olay. Almasan da olur ama red yeme ihtimalin çok yüksek olur riske gerek yok. Özetle en önemli madde diyebilirim bu. Çünkü diğerleri şart. Yapmazsan garanti belge eksikliğinden vizeden reddi yersin. Okumak için başvuran herkeste var. Vizeden kabul ya da red alacağını bu belirliyor aslında.

Bu yazdıklarım dışında gereken belge olabilir ya da şart değil dediğim şey şart olmayabilir. Bu şuan ki bilgi ve tecrübelerimi içeren bir yazıdır. İlerde güncellenecektir. Şans eseri 1 kişi girerse bu bloga bu yazıdan sadece ilham almasını ve araştırmasını baştan kendi yapmasını tavsiye ederim.

Ben 18 yaşında liseden mezun oldum ve daha önce size anlattığım gibi 2 yıl mezuna kalmam ve o dönemde başarımı arttıramamış olmam vize memurunun dikkat edeceği ve benim kabul şansımı önceki yazımda bahsettiğim gibi %75 e düşüren bir olay. Bu 2 yıl içinde B1 yapabilirdin ya da YKS'den daha iyi bir başarı elde edebilirdin diye düşünüp olumsuz fikir oluşacaktır. A2 dil sertifikam bu olumsuz havayı biraz dağıtacaktır. Totalde %75 şans aralığına sahip oluyorum. Bu olasılıkları danışman firmamın önceki öğrencilerinin neye kabul neye red yediğini analiz edip oluşturduğu şans skalasından hesaplıyorum. 


Yazının sonuna geldik.

Yapmamayı tercih ettim

Sonuç olarak şuan tekrar mezuna kalarak yani 12. sınıf ve ilk mezunda başarısız olarak 2. mezunda şansımı deniyorum ve 84 gün kaldı sınava. Bu yılı da verimli atlattığım söylenemez ama en verimli yılım bu yıldı. Hoş beni bir yere götürecek mi o kalan 84 güne bağlı çünkü yine uzun zamandır ( bir kaç aydır ) çok düzensiz çalışıyorum. Her neyse. Umarım bu 84 günü iyi kullanır ve Almanya için şansımı deneyebilirim. 

Önceki yazımda bu şekilde yazmışım. YKS sistemi ve derslerin ağır yükünden her zaman nefret etmişimdir. Ben sevdiğim işleri yapmayı seviyorum. Sevmediğim şeyleri yapma konusunda çok kötüyüm. O anlattığım düzensizlik dersleri tamamen bırakmamla sonuçlandı. Kelimenin tam anlamıyla tamamen. Yaşamayan yoktur. Her sene yaşanan olay. İlk ay düzenli çalış. Sonra düzeni boz. Bir süre sonra çalışmadığını farket tekrar düzen kur. Yine boz. Kur bozdan yorul ve zamanın yorgunluğu ve yanlızlığı seni yorsun ve tamamen bırak. Her neyse. Pişman değilim. Dediğim gibi sevmediğim şeyleri asla yapmayacağım. Birileriniz bunu lafın kolayı olarak düşünebilir aslında bir bakıma da öyle duruyor ama olsun. 20 Temmuz'da sınavlar açıklanacak. Korktuğum kadar kötü geçmedi yine fena değildi. Girdiğim en iyi YKS sınavıydı. Ama yine çokta iyi değildi. Tahminimce 200-250k arası bir sıralama yapacağım. Bu sıralama fena değil amaçlarım için. Ne kadar yüksek olsa vize işi o kadar kolaylaşırdı ama olsun çok da farketmiyor. Şu an ne yapıyorum? Almanca çalışıyorum. Günde 20-25 kelime ezberleme hedefim var ve o doğrultuda çalışıyorum. 1600 kelime ezberlemem gerekiyor. A2 Almanca sertifikası almalıyım. B1 alsaydım %90 vize alabilirdim ama B1 Almanca için yeteri kadar zamanım yok. Hadi okuma ve yazmayı B1 yaptım ne zaman konuşma ve dinlemeyi yetiştireceğim. İmkansız değil ama çok fazla zor. Almanca zaten istisnalar dili. Artikeller adamı çok yoruyor. İsmini hatırlamadığım ama insanı gıcık eden bir çok mevzu vardı. A2 yaptıktan sonra kalan zamana bakıp B1 mevzusunu değerlendirebilirim ama o sonraki konu. Dil kursu ya da özel ders almıyorum.


Her neyse. A2 ile şansım %75. Gayet yüksek bir şans oranı. Olur da alamazsam başka planlarım var. Bu planları tercih dönemi yaptığım tercihleri kesinleştirince burayla paylaşacağım. 4 aydır yazı girmiyorum bu bloga. Sanırım bu ay bir ya da 2 yazı gelebilir. Hayatımın en kritik en belirleyici dönemindeyim. Yozgat'ın kasaba misali küçük bir ilçesinde dedemin yanındayım. Bu yazı burada geçireceğim. Buraya gelmeden önce indirdiğim onlarca gb Almanca vidoları, animeler ve oyunların yanında aylık 45 gb internetimle okul açılana kadar vakit geçireceğim. Geldiğimden beri ne anime izledim ne de oyun oynadım. Zamanım olmadı çünkü. Bundan sonrada zamanım olmayacak gibi duruyor. Çünkü spor yapmak ve Almanca çalışmak ve gün içinde oyalanmakla akşam ediyorum. 


Şunu da demek isterim. Olsun ya da olmasın. Vize çıksın ya da çıkmasın. Hayat kolay. Çünkü yapılabileceke çoğu şeyi neredyse her şeyi ya yaşayan insanlar ya da ölen insanlar zaten yaptı. Bir şeyi yapmak istiyorsan bunun ilki sen değilsin. Öncekiler nasıl yaptı onlara bakarak yapabilirsin. Ne tek çare okumak ne de herhangi bir şey. Hiçbir şey benim tek çarem diyecek kadar değerli değildir. Bir şeyi yapabilecek özgüveni kendinde oluşturursan o işe başladığın zaman başarılı olursun. O işteki potansiyel başarın artar. Eğer vize çıkmazsa ne yaparım diye bir endişem yok. Çünkü başka yollar da var. O da olmazsa başka yollar o da olmazsa başka yollar. Yol tükenmez. Sadece nihai hedefine ullaşman için gereken zaman artar. Bu artış aylar ya da yıllar olabilir. Bu da maalesef kötü bir şey ona yapacak bir şeyimiz yok. 


25 Mart 2023 Cumartesi

Yoklayıp Durmak ve Yazma İhtiyacı

Bilgisayar önümde açık dururken nedense sürekli siteye girip yoklama ihtiyacı hissediyorum. Kimse görmeyecek olsa da bir şeyler yazmak istiyorum. Ama maalesef size sunacak somut bir şey yapamadım henüz. Beni en çok üzende bu. Artık bir şeyler başarmak istiyorum. Buraya gelip bir çok konuda bir çok fikir belirtebilirim ama şuan onun zamanı değil. Üniversite sınavıma 83 gün kaldı. Ben hazır değilim. 12. sınıfta başarısız oldum. Üniversiteye gitmeyip bir sene daha hazırlanacak vakit kazandım (mezuna kalmak deniyor buna ) ama yine başarısız oldum. Çünkü çalışmamıştım. Haftalarca kitap başına geçmediğim oldu. Geçtiğim zamanlarsa az çalıştım. Kısa süre sonra kurmaya çalıştığım düzen yıkıldı ve yine haftalarca çalışmadım. Ne yaptın diye soracak olursanız boş boş internette dolaştım ve vakit öldürdüm. Sosyalleşip dışarda gezip tozmadım pek. Dershanede konuları kaçırdığım için derslerde dersleri dinlemiyordum. Yine de sınıfımda uzun süre en yüksek neti yapan bendim. Tabii sonradan geçtiler çalıştıkları için. Masa başında oturup yıllardır üniversite sınavı muhabbetini yaşamak beni bunalttı. Herkes her konuda başarılı olamıyor demek ki. Liseye geçene kadar hep ortalama üstü bir öğrenciydim akademik olarak. 9. sınıfta ise neredeyse hiç çalışmadım derslerde arkadaşlarla muhabbet ettik. Okulumuz çarşıdaydı. Sivas lisesi. İnternet kafeye giderdik ya da simit alıp Sivas Kalesine çıkardık. Ya da kendi mahallemde sokakta oyun oynar ya da arkadaşlarımla vakit öldürürdüm. 10. sınıfım fena değildi. Dersleri dinlemeye çalışıyor ve az da olsa düzen tutturur gibi olmuştum. 11 de korona virüs muhabbeti çıktı ve canlı derslere falan katılmamıştım. 

O gün şu cümleyi kurmuştum " Okullar kapalı olduğu için herkes ders çalışmayı bırakacak. Biraz gayretle onlar yatarken çalışırsam sınavda kolayca başarı elde edebilirim. "

 Aslında çıkarımım doğruydu. Gerçekten de bu sebepten dolayı biraz çabayla sınavda başarı yakalayabilirdim. Ama ben yatan kesimden oldum. Neden yattığımı soracak olan arkadaşlar bir çok şekilde bahane uydurabilirim ama ben bu konuyu başka bir yazıda anlatmayı tercih ediyorum. Sonuç olarak şuan tekrar mezuna kalarak yani 12. sınıf ve ilk mezunda başarısız olarak 2. mezunda şansımı deniyorum ve 84 gün kaldı sınava. Bu yılı da verimli atlattığım söylenemez ama en verimli yılım bu yıldı. Hoş beni bir yere götürecek mi o kalan 84 güne bağlı çünkü yine uzun zamandır ( bir kaç aydır ) çok düzensiz çalışıyorum. Her neyse. Umarım bu 84 günü iyi kullanır ve Almanya için şansımı deneyebilirim. 

Almanya olayını soracak olursanız onu YKS ( 2023'deki üniversite sınavı sistemi ) sınavından çıkınca anlatırım. Umarım istediğim sonucu alırım. Bari ders çalışayım. Umarımla olmuyor.

24 Mart 2023 Cuma

Geleceğe İlk Not

Modası geçmiş şeylerden biri de blog yazmak sanırım. Artık internet denilince akla YouTube geliyor. İnsanlar bir şey öğrenmek istediği zaman oraya yazıyorlar. Orayı özel kılan, aranılan bilginin özetinin geçilmiş olması ve güzel bir kurgu ile bilirkişi tarafından anlatılan videolardan oluşmuş olması hepimizin kurtarıcısı oluyor. Ama ben de internette var olmak için en azından blog yazmaya denemeye karar verdim.

Başlarken sonsuz internet trafiğinde yer bulamayacağımı biliyorum. Bir kişi bile tıklamayacak bu bloga. Peki neden yazıyorsun diye soracaksınız, muhtemelen. İşin komiği kimse sormayacak, ama biz yine sormuşlar varsayıp cevap verelim. Bu hayatta gelmek, ulaşmak istediğim hedeflerim var. Çok geniş bir yelpazeden oluşuyor. Bunun en büyük sebebi araştırdığım şeyleri eyleme dökmeden yeni şeyler araştırmak. Hoşuma giden bir şeyi yapmak yerine başka şeyler araştırıyor ve hoşuma gidebilecek başka şeyler buluyorum.

Tabii burada bahsettiğim hedeflerim ilgi alanlarım değil. Bir iş kurmak istiyorum ve bu işi yaşamak da istediğim bir ülke olan Amerika'da yapmayı çok istiyorum. Amerika konusunu belki başka bir yazımda paylaşırım. Yaşamak istediğim ülkeden bahsettiğime göre en çok gezmek ve vakit geçirmek istediğim ülke ise Japonya. Shibuya ve Yoyogi parklarında uzanıp biraz kitap okuduktan sonra uyumak. Çimenlerin üstünde egzersiz yapmak. Belki yoga yapmayı deneyebilirim. Çılgın metropollerini gezmek. Tatlı ve tuzlu atıştırmalıklarını denemek. Haşlanmış yumurtayı çok sevmesem de Udon yemeğini denemek. Geleneksel kimonolarını giyerek festivallere katılmak ve Japonların en sevdiği şeylerden biri olan havai fişek gösterilerini izlemek. Ya da Fuji dağı manzaralı teleferiğe binmek. Tapınaklara çıkan yüzlerce basamaklı merdivenleri tırmanmak.

Yapmak istediklerim sadece gezmek istediğim yerlerden oluşmuyor. Ya da yukarıda sadece bir iş kurmak istiyorum dedim, ama nasıl bir iş modeli olduğunu söylemedim. Bunlar başka bir yazımın konusu olsun. 3 ay sonra 20 yaşına gireceğim. Bakalım hayat bizi nerelere götürecek. Burayı oluşturmamın en büyük sebeplerinden biri de bu. Ben tırmanmak istediğim yerlere tutunacak yer oluşturmak için tırnaklarımla kazarken neyi, neden ve nasıl yaptığımı paylaşmak ve benden sonrakilere bir rehber oluşturabilmek. Şu an hiçbir anlam ifade etmese de ben istediğim konuma ulaştıktan sonra bu blog da trafik alacak ve geçmişten gelen seslenişler ve duygular gelecekteki insanlara aktarılacak. Medeniyet de bu sayede gelişmedi mi zaten? Fani hayatlarımızda bir şeyler öğrendik ve onu sonraki nesillere aktardık. Onlar bizim zorlanarak edindiğimiz bilgileri daha iyi noktalara getirdiler ve onlar da zorlanarak bizim bulduklarımızın dışında yeni bilgiler buldular. Her nesil geçmişi tamamlayan ve geleceği şekillendiren bir nefer oldu.

Bazıları bu hareketin bir neferi olmadı ve olmak zorunda da değildi. Hayatın tadını çıkarıp dümdüz yaşayan insan da oldu. Geçmişi tamamlamayıp geleceğe şekil vermekle uğraşmayan insan da oldu. Bu dünyaya zarar vermediğin sürece ne yaptığının pek bir önemi yok. Senin koymadığın bir taşı bir başkası da koyabilir. Ama vereceğin zararların boyutu çok büyük olabilir. Çünkü zor olan yıkmak değil yapmaktır. Zorlandığın için 1 taşı koyamazken kolay bir şekilde koca duvarı yıkabilirsin. İyi bir ebeveyn olmayıp bir çocuğun hayatını zehir edebilirsin ve o da kötü yetiştiği için bir katil ya da cani bir diktatör olabilir mesela. Tek sebebi senin kötü ebeveyn olman olmayabilir, o bambaşka bir konu.